Almanca öğrenirken, bazı isim ve fiiller arasında sıkça karışıklık yaşanabiliyor. Bu yazıda, en çok karıştırılan kelimeleri ve aralarındaki farkları açıklayarak bu kafa karışıklığını gidermeye çalışacağız. Eğer sizin de karıştırdığınız kelimeler varsa, yorumlarda paylaşabilirsiniz. Listeyi fırsat buldukça güncelleyebilirim.
Sıklıkla Karıştırılan İsim ve Fiiller
Zahlung / Bezahlung
- Zahlung : Bu kelime, genel anlamda her türlü ödemeyi ifade eder. Daha geniş bir kullanım alanına sahiptir. Borç ödemeleri, faturalar, alışverişlerde yapılan ödemeler gibi durumlarda kullanılır.
- Ich habe die Zahlung für die Rechnungen bereits geleistet.
(Faturalar için ödemeyi zaten yaptım. )
- Ich habe die Zahlung für die Rechnungen bereits geleistet.
- Bezahlung : Genellikle bir hizmet ya da emek karşılığında yapılan ödemeleri ifade eder. İş yerinde alınan maaş veya bir hizmet karşılığında yapılan ödeme gibi durumlarda kullanılır.
- Die Bezahlung für deine Arbeit wird am Ende des Monats erfolgen.
(İşin için ödeme ay sonunda yapılacak. )
- Die Bezahlung für deine Arbeit wird am Ende des Monats erfolgen.
Wissen / Kennen
- Wissen : Bir şeyi bilmek, genel bilgi veya gerçeklerle ilgilidir.
- Ich weiß, dass Berlin die Hauptstadt von Deutschland ist.
(Berlin’in Almanya’nın başkenti olduğunu biliyorum. )
- Ich weiß, dass Berlin die Hauptstadt von Deutschland ist.
- Kennen : Bir kişi, yer veya şeyi tanımak anlamına gelir.
- Ich kenne Berlin sehr gut.
(Berlin’i çok iyi tanırım. )
- Ich kenne Berlin sehr gut.
Leihen / Ausleihen
- Jemandem etwas leihen : Birine bir şey ödünç vermek.
- Ich habe meinem Nachbarn meine Bohrmaschine geliehen.
(Komşuma matkabımı ödünç verdim. ) - Wir können dir das Geld für einen Monat leihen.
(Sana bir ay için para ödünç verebiliriz. )
- Ich habe meinem Nachbarn meine Bohrmaschine geliehen.
- Sich (D) etwas ausleihen : Birinden bir şey ödünç almak.
- Ich habe mir von meinem Nachbarn seine Bohrmaschine ausgeliehen.
(Komşumdan bir matkap ödünç aldım. ) - Ich habe mir von der Bibliothek ein Buch ausgeliehen.
(Kütüphaneden bir kitap ödünç aldım. )
- Ich habe mir von meinem Nachbarn seine Bohrmaschine ausgeliehen.
Bringen / Holen
- Bringen : Bir şeyi bir yere götürmek.
- Kannst du mir bitte das Buch bringen?
(Bana lütfen kitabı getirebilir misin? )
- Kannst du mir bitte das Buch bringen?
- Holen : Bir şeyi bir yerden alıp getirmek.
- Ich gehe das Buch holen.
(Kitabı almaya gidiyorum. )
- Ich gehe das Buch holen.
Besuchen / Besichtigen
- Besuchen : Bir kişiyi ziyaret etmek.
- Ich besuche meine Großeltern am Wochenende.
(Hafta sonu büyükannemi ve büyükbabamı ziyaret ediyorum. )
- Ich besuche meine Großeltern am Wochenende.
- Besichtigen : Bir yer veya turistik bir mekanı gezmek.
- Wir haben den Dom in Köln besichtigt.
(Köln’deki katedrali gezdik. )
- Wir haben den Dom in Köln besichtigt.
Sprechen / Reden
- Sprechen : Konuşmak veya biriyle diyalog kurmak.
- Wir sprechen über das Wetter.
(Hava durumu hakkında konuşuyoruz. )
- Wir sprechen über das Wetter.
- Reden : Genellikle daha uzun ve detaylı bir konuşma yapmak.
- Er redet über seine Reiseerfahrungen.
(Seyahat deneyimlerinden bahsediyor. )
- Er redet über seine Reiseerfahrungen.
Sehen (Schauen) / Sich (D) Ansehen (Anschauen)
- Sehen (Schauen) : Gözle görmek, görsel algı.
- Ich sehe einen Vogel im Baum.
(Ağaçta bir kuş görüyorum. )
- Ich sehe einen Vogel im Baum.
- Sich (D) Ansehen (Anschauen) : Dikkatlice bakmak veya izlemek.
- Schau dir diesen Film an.
(Bu filmi izle. )
- Schau dir diesen Film an.
Antworten / Beantworten
- Auf etwas antworten : Genellikle bir soruya doğrudan verilen cevabı ifade eder ve sıklıkla "auf" ile kullanılır.
- Ich antworte auf deine Frage.
(Soruna cevap veriyorum. ) - Er hat schnell auf die E-Mail geantwortet.
(E-postaya hızlıca cevap verdi. )
- Ich antworte auf deine Frage.
- Etwas beantworten : Bir soruyu, mektubu veya benzeri bir şeyi tam olarak ele almak veya çözmek anlamında kullanılır. Genellikle direkt nesne alır ve bir edat gerektirmez.
- Ich beantworte die Frage.
(Soruyu cevaplıyorum. ) - Kannst du diese E-Mail beantworten?
(Bu e-postayı cevaplayabilir misin? )
- Ich beantworte die Frage.
Hören / Zuhören
- Hören : Sesleri veya gürültüyü duymak.
- Ich höre Musik.
(Müzik dinliyorum. )
- Ich höre Musik.
- Zuhören : Dikkatlice ve odaklanarak dinlemek.
- Du musst im Unterricht besser zuhören.
(Ders sırasında daha iyi dinlemelisin. )
- Du musst im Unterricht besser zuhören.
Bekommen / Erhalten
- Bekommen : Genellikle bir şeyin elde edilmesi, alınması anlamında kullanılır. Günlük konuşmalarda daha yaygındır.
- Zum Geburtstag habe ich ein neues Fahrrad bekommen.
(Doğum günümde yeni bir bisiklet aldım. )
- Zum Geburtstag habe ich ein neues Fahrrad bekommen.
- Erhalten : Daha resmi bir bağlamda kullanılır. Bir şeyin resmi olarak alınması veya korunması anlamına gelir.
- Ich habe die Bestätigung für meine Buchung erhalten.
(Rezervasyonum için onayı aldım. )
- Ich habe die Bestätigung für meine Buchung erhalten.
Kommen / Ankommen
- Kommen : Bir yere gitmek, genel bir hareket.
- Wann kommst du nach Hause?
(Eve ne zaman geliyorsun? )
- Wann kommst du nach Hause?
- Ankommen : Bir hedefe varmak, son noktaya ulaşmak.
- Ich bin am Bahnhof angekommen.
(Tren istasyonuna vardım. )
- Ich bin am Bahnhof angekommen.
Fühlen / Spüren
- Fühlen : Duygusal veya içsel bir hissiyatı ifade etmek.
- Ich fühle mich glücklich.
(Kendimi mutlu hissediyorum. )
- Ich fühle mich glücklich.
- Spüren : Fiziksel bir duyum veya hissiyatı ifade etmek.
- Ich spüre die Kälte.
(Soğuğu hissediyorum. )
- Ich spüre die Kälte.